KURALLARA DAYALI İNSANİ VE AHLAKİ DÜZEN YIKILDI.
Mantık en büyük generaldir. Sömüren egemen güç diyor ki “ben ticaretime bakarım” işgalin masrafını Amerikan halkı yüklendi. Amerikan şirketleri Kaymağını yiyecek diyorlar. “Her şeyi yapmaya hakkım var” diyen zihniyet bu sözlerini açıkça dillendirdi, senaryo böyle. Hatırlayın geçmişte aynı senaryo birçok ülke için uygulandı. Başıboş bırakılarak sömürüldü. Allah ne diyor “Kimsenin hakkını yeme” Mar.10:19 ülkelerin yöneticileri artık hak hukuk dinlemiyor. Çünkü ne semavi nede insani ahlak kurallarını uygulamak istemiyor. Sadece kafalarındaki ütopyayı neye mal olursa olsun gerçekleştirmek istiyorlar. Sermaye 2010 yılından beri böyle istiyor. Dünyayı aldıkları kararlara biat ederek teslim olmalarını istiyorlar. Teslim olmayanlara yaşam hakkı tanımıyorlar.
• Mantığı devre dışı bıraktılar. Diyalektik çöp oldu. Daha iyi bir dünya için kimse çabalamak istemiyor çünkü düşünceyi saf dışı bıraktılar. Düşüncesi saf dışı kalan halklar nasıl yaşayacağını bilmediği için halkların iradelerini ele geçirmek arzusundalar. Emperyalist sermayeye kimse dur diyemiyor. İnsanları böcek gibi görüyor, ayakabılarıyla eziyorlar. Bir halkı veya birden fazla halkı tamamen yok edecek gözü karalığa sahipler. Allah “yalan söylemeyin, adaletli, doğru olun” Mika 6:8 zekeriya 7:9 diyor. Ama bakıyoruz, bir ülkenin haklarını tamamen gasp etmek için söylenmeyen yalan kalmıyor. Empati yeteneklerini kaybetmiş barbar küresel sermaye canavara dönüşmüş, Ortadoğu’yu kasıp kavuracak kadar aklını, düşüncesini ve mantığını yitirmiş küresel sermaye zulmü ile insanlık baş başa kalmış. İnim inim inliyor.
• Burada anlatılmak istenen sadece İran ve halkı değil. Küresel sermayenin elde edeceği para kazanç. İnsanlar onların gözünde hakkı hukuku değil, emperyalist sömürgeciler için böcekler gibidir. insan onlar için sadece metadır. İnsan meta olunca hiçbir değeri kalmaz. genellikle sermayenin sınırsız birikim hırsı, ulusları ve halkları araçsallaştırması, savaşlar, yoksulluk ve çevre tahribatı yarattığı ve bir o kadar insanlığı kendileri için köleleştiren acımaz küresel sermayenin sınır tanımayan, dünyanın her bölgesini kapsayan bir iktidar biçimidir. Ernesto Che Guevara “Bir ülkede fakirlerin bebeklerinin içeceği sütü, zenginlerin köpekleri içiyorsa o ülkede kapitalizm hakimdir.” Küresel emperyalist Kapitalizm sadece falan ve filan devletlerin düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır…
• Rab Allah’ın sözünü dinleyen uygulayan yok, varsa yoksa para, para, para diye haykıran insan kanına doymayan emperyalist sermayedir. Gerçek şu ki: insanlığın en büyük değeri evrensel sevgi, doğruluk, adalet, eşitlik ve emeğin karşılığının verilmesi olmasıdır ve insan onuru ve haysiyetine gösterilen saygı olmalıdır. Söylemek istediğim sadece İran değil, bugün İran, yarın Türkiye öbürgün başka ülkeler aynı kaderi yaşayabilir. Belki de sırasını bekleyen başka ülkeleri sömürecek işgaller olacaktır. Küresel emperyalist sermayenin yıllardır insanları sömürmesine aracılık eden kurallara dayalı ahlaki düzen yine kendisi yıktı. Artık yeni sömürü düzenini uygulayacak senaryolar geliştirmektedirler. Bir önceki köşe yazımda belirtmiştim “santranç” yeni hamlelerle harekete geçecektir. Ancak buna dur diyecek olanda halklardır. Halklar, ülkeler birleştikçe direndikçe sömürgeci işgalciler kaybedecektir. İnsanlıklarını daha üst seviyeye çıkartarak müreffeh yaşayacaklardır ve insanlığı da yaşatacaklardır.
• Küresel emperyalist sermayenin kuklası olan ahlak ve edep yoksunu incilin bütün ayetlerine zıt eylemler içinde olan pervasızca utanmadan sıkılmadan kendi vicdanını bile yemiş akıl ve mantık yoksunu kendini Mesih gören bir delinin yönlendirilen eliyle dünyayı ateşe atmasına karşı insanlık mantıkla durmalıdır. Mantık en büyük generalse, Allah’ın planı en üstün plandır, Allahın kelamı yolumuza ışıktır dedik. Dünyanın selameti için dünyanın delilerden kurtarılması gerekmektedir. Bir daha bir deliye bir ülke teslim edilmemelidir. Halklar uyanmalı gerçeği görerek mantıkla insanlığa, doğaya hizmet edecek diyalektikle yaşayan insanı yönetici yapmalıdır. Din ile mazeretlerle dilinden düşürmeyenleri değil. Bir damla iyiliği pınara dönüştürmesini bilenler yönetici olmalıdır.
• Sonuç olarak şu gerçeği Ortadoğu ülkeleri ve diğer halklar görmeli. “Küresel sermayenin kurallara dayalı insani ve ahlaki düzeni yıkıldı, artık güvenilmez oldukları aşikardır.” Bu çerçevede Türkiye, bölgesel ölçekte öne çıkan bir aktör olarak dikkat çekmektedir. Güçlü kurumsal yapısı, istikrarlı yönetim anlayışı ve öngörülebilir ekonomik ortamı ile Türkiye; uluslararası yatırım açısından güvenli bir liman, aynı zamanda toplumlar için örnek teşkil eden bir model ülke konumundadır. Türkiye’nin tarafsızlık ilkesine bağlılığı, çatışma karşıtı tutumu ve barışı önceleyen diplomatik yaklaşımı, dış politika vizyonunun temel unsurlarını oluşturmaktadır. Aynı zamanda Türkiye, sanayi ve teknoloji alanındaki dönüşüm süreçlerine uyum sağlayarak ekonomik ve yapısal gelişimini sürdürmektedir. Bu durum, ülkenin rekabet gücünü artırmakta ve bölgesel etkisini pekiştirmektedir. Türkiye’nin benimsediği bu dengeli ve çok boyutlu yaklaşım, bir yandan müttefiklerine güven telkin ederken diğer yandan caydırıcı bir kapasite ortaya koymaktadır. Nitekim son turizm sezonunda ülkeye gelen ziyaretçilerin yüksek memnuniyet düzeyi, Türkiye’nin güvenli, istikrarlı ve tercih edilen, ulaşılması gereken varış noktası olduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır.